Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Taşları Bağlamışlar, Köpekleri İnsanın Üzerine Salıyorlar

Hoca soğuk bir kış günü, eşeğine binerek başka bir köye doğru yola çıkar. Hoca, köye doğru yaklaştığında köpekler havlayarak üzerine doğru gelince o da savunmaya geçer ve yerde bulduğu taşlara sarılır, fakat taşlardan hiçbirisini yerinden kaldıramaz. Çünkü bütün taşlar buz tutmuştur. Hoca bir dener, iki dener, fakat kurtuluşun olmadığını anlayınca elini açar ve;

“Allah’ım, burası nasıl bir memleket, şaşırdım. Görmüyor musun, taşlarını bağlamışlar köpeklerini insanın üzerine salıyorlar.” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Tasla Ortaya Getirecektim

Hoca’yı bütün konu komşu sırayla yemeğe çağırır. Bir gün, bir hafta, bir yıl derken günün birinde Hoca’nın ahbapları;

“Hocam, hep biz sizi yemeğe çağırıyoruz, bir de siz bizi çağırsanız olmaz mı?” deyince Hoca;

“Komşular, ben fakir bir adamım, kıt kanat geçiniyorum, ben size vereceğim ziyafetin altından kalkamam.” derse de işin içerisinden çıkamaz ve komşularını davet eder.

Hoca’nın hanımı bu işten rahatsız olur:

“Bu kadar adama ne yedireceksin, ne diye eve çağırdın, evde yiyecek hiçbir şey yok.” deyince Hoca, hanımına;

“Hanım, sen üzülme, sen bana bir boş çorba tası ver, gerisini merak etme.” der.

Misafirler eve geldikten sonra Hoca boş çorba tasını alır ve onların yanına varır:

“Komşularım beni bağışlayın, evde odun yok, yağ yok, pirinç yok… Eğer bunlar olsaydı çorbayı pişirip gördüğünüz bu tasla ortaya getirecektim” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Senin İşine Akıl Sır Ermez

Nasreddin Hoca’nın parası çalınır; o da namazdan sonra parasının bulunması için dua etmeye başlar. Bu sırada Hoca’nın hemşerilerinden birisi de deniz yolculuğu sırasında fırtınaya yakalanır, o da;

“Ya Rabbi, eğer bu fırtınadan kurtulur, sağ salim memleketime varırsam, Hoca Efendi’ye iki yüz akçe vereceğim.” diye dua eder.

Hoca’nın hemşerisi fırtınadan kurtulur. Sağ salim Akşehir’e geldiğinde Hoca’ya iki yüz akçeyi verir. Hoca parayı aldıktan sonra;

“Allah’ım, ben bu parayı nerede kaybettim, sen nerede buldurdun, gerçekten senin işine akıl sır ermez.” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Secdeye Kapanmasından Endişe Ediyorum

Hoca günün birinde Konya’ya gelir ve geceyi geçireceği bir hana gider. Hava da soğuk mu soğuk, rüzgârlı mı rüzgârlı… Gece olunca handan çatır çutur sesler gelmeye başlayınca, Hoca hancıya seslenir:

“Hancı, hancı! Neredeyse bu han yıkılacak.” deyince hancı hiç oralı olmaz:

“Hocam, bir şey olmaz, sen istirahat et, o duyduğun sesler binanın Allah’ı zikretmesidir.” der. Bunun üzerine Nasreddin Hoca dayanamaz ve;

“Hancı, hancı! Ben de ondan korkuyorum. Zikrederken birden bire coşup da ya secdeye kapanırsa…” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

O Ters Bir Kadındır

Günün birinde Nasreddin Hoca’nın hanımı ırmak kenarına çamaşır yıkamaya gider. O, ırmaktan kova ile su alırken, ırmağa düşüverir.

Hanımının ırmağa düştüğünü gören komşuları hemen Hoca’ya koşarlar ve;

“Hocam, hanımın ırmağa düştü.” derler.

Haberi alan Hoca, ırmağın akıntısının tersi yöne doğru koşmaya başlayınca komşuları;

“Hocam, yanlış yerde arıyorsun, bak ırmak aşağıya doğru akıyor.” derler.

Bu söz üzerine Nasreddin Hoca;

“O ne ters bir kadındır, siz onu bilmezsiniz, ırmağın tersine gider!” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Kürsüden İnmek de mi Aklına Gelmiyor?

Hoca, günün birinde vaaz etmek için caminin kürsüsüne çıkar, fakat bir türlü konuşamaz. Sağına döner, soluna döner, tavana bakar, cemaate bakar ve;

“Ey cemaat, görüyorsunuz, birkaç dakikadır düşünüyorum ama size söyleyecek bir söz aklıma gelmedi.” der.

Bu sırada Hoca’nın oğlu da kürsünün önündeymiş, başını kaldırır ve babasına;

“İlahi baba, kürsüden inmek de mi aklına gelmiyor?” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Kazan Doğurdu

Nasreddin Hoca komşusundan bir kazan ister, kazanın dışını külle sıvar, bulgurunu kaynatır, sonra da kazanı güzelce temizler ve içerisine küçük bir tencere koyarak komşunun kapısını çalar. Komşu kazanın içindeki tencereyi görünce şaşkın bir şekilde Hoca’ya sorar:

“Hocam, bu tencere ne?”

“Komşu, senin kazan hamiyleymiş, doğurdu.” der.

Komşu bu işten memnun kalır. Bir gün böyle, iki gün böyle derken günün birinde Hoca, komşusundan bir daha kazanı ister. Komşusu da sevinçle kazanı verir. Fakat aradan günler geçmesine karşılık Hoca kazanı bir türlü getirmez. Bir şeyler sezinleyen komşusu Hoca’nın kapısı çalar:

“Hocam, bizim kazanı verir misin?”

“Komşu, senin kazan öldü.” der.

Bunun üzerine komşu sinirli bir şekilde Hoca’ya çıkışır:

“Yahu Hocam, hiç kazan ölür mü?”

Hoca, bıyık altından gülerek komşusuna cevap verir:

“Be adam, kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?”

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

İyi ki Gömleğin İçinde Ben Yoktum

Nasreddin Hoca’nın hanımı günün birinde çamaşır yıkar. Daha sonra da yıkadığı çamaşırları kurusun diye evinin arkasındaki ağaçlara asar. Bunlardan kalın olanlarını daha çabuk kuruması için iyice gerer.

O gece bahçeden bazı sesler duyan Nasreddin Hoca hanımına seslenir:

“Hanım hanım, çabuk benim yayımı okumu ver, bahçede hırsız var.”

Hanımından oku ve yayı alan Nasreddin Hoca, bahçedeki bir karaltıya nişan alır.

Sabah olunca bir de bakar ki insan zannettiği kendi gömleği değil mi? Bu duruma çok sevinen Hoca hanımına dönerek;

“Hanım, iyi ki gömleğin içinde ben yoktum, aksi takdirde çoktan ölmüştüm.” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Hem İnsan Dövüyorlar Hem de Zorla Helva Yediriyorlar

Hoca, günün birinde Konya’da bir helvacı dükkânına girer ve hiçbir şey söylemeden helva yemeye başlar. Dükkân sahibi;

“Yahu arkadaş, kimsin, nesin, para yok pul yok, sen kime danıştın da helvamdan yiyorsun?” der.

Fakat Hoca, bu sözleri duymazdan gelerek helva yemeye devam eder. Dükkân sahibi de para alamayacağı bir adam olduğunu zannederek, Hoca’yı dövmeye başlar. Bu sırada bir taraftan dayak yiyen Hoca bir taraftan da helva yemeye devam eder. Araya girenlerin de yardımıyla
şöyle bir kenara çekilen Hoca;

“Yahu bu Konyalıları da anlamak çok zor, hem insanı dövüyorlar hem de zorla helva yediriyorlar.” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Hanım Sen de Haklısın

Nasreddin Hoca’nın kadılık yaptığı yıllarda evinin kapısı çalınır. Hoca, kapıyı açında karşısında komşusunu görür. Komşusu çıkışırcasına Hoca’ya seslenir:

“Kadı Efendi, filan adamdan şikâyetçiyim.”

Hoca, komşusunu sakinleştirmeye çalışarak sorar:

“Nedir, anlat bakayım.”

Şikâyetçi adam, anlatır, anlatır ve Hoca başını kaldırarak;

“Haklısın.” der ve adamı yolcu eder.

Çok geçmeden Hoca’nın kapısı tekrar çalınır, bu defa gelen de yolcu ettiği adamdan şikâyetçidir. Hoca Efendi adamı dinler ve ardından;

“Haklısın.” der ve onu da yolcu eder.

Olanları içeriden işiten Hoca’nın hanımı hayretle;

“Yahu, sen ne biçim kadısın? İki şikâyetçi de birden haklı olur mu?” deyince, Hoca çaresiz bir şekilde;

“Hanım sen de haklısın.” demek zorunda kalır.