Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Yoksa Bizim Ölçü Bozulacak

Günün birinde pazara gidecek olan Hoca’ya hanımı;

“Hoca Efendi, bana pazardan bir elbiselik alıver.” deyince Hoca da;

“Hanım, ne kadar olsun?” diye sorar.

Hanım kollarını açınca, Efendi de kendi kollarını açarak bir uzunluk belirler ve pazara doğru koşmaya başlar. O sırada Hoca’nın karşısından bir tanıdığı gelince Hoca;

“Arkadaş, çekil yolumdan, yoksa bizim ölçü bozulacak.” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Yeter ki Dostlar Alışverişte Görsün

Nasreddin Hoca zaman zaman pazarda yumurta satar. Yumurtayı satar satmasına da, dokuzunu bir akçeye alırken; onunu aynı fiyata satar.

Herkes bu alışverişten Hoca’nın kazancının ne olduğunu merak eder ve;

“Yahu Hocam, iyi hoş da sen bu alışverişten ne kazanıyorsun, zararına bu iş yapılır mı?” deyince Hoca;

“Ne yapalım dostlar, ziyan da faydadandır, yeter ki dostlar alışverişte görsünler.” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Yeni Aldığım Çarıkları Giymemiştim

Hoca, sonbaharda tarlasına tohum attıktan sonra çift sürmeye başlar. Olacak bu ya tarlada bulunan kocaman bir diken Hoca’nın ayağına batmaz mı! Hoca, zorlanarak da olsa dikeni çıkardıktan sonra;

“Oh! Hele şükür, iyi ki yeni aldığım çarıkları giymemiştim.” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Yanlışlık İlamda Değil Bal Çömleğinde

Kadının biri, yaptığı iş karşılığında bir çömlek bal veya tereyağını rüşvet olarak almaktadır. Hoca Efendi de bu işi bilmekte olup çömleğin alt kısmına güzelce sığır pisliğini doldurur, üzerine bir parmak kadar bal koyarak Kadı’nın yanına varır. Kadı, çömleği görünce sevinir ve Hoca’nın ilam işini hemencecik çözer.

Kadı, akşam evine vardığında çömleği açar, bir de ne görsün, çömleğin ağzından bir parmak bal, geriye kalanı sığır pisliği. Bunun üzerine Kadı hemen Hoca’ya haber gönderir ve;

“Hoca’nın ilamında küçük bir eksiklik var, onu düzeltmemiz lazım, mahkemeye gelsin.” der.

Haberi alan Hoca gülümsedikten sonra;

“Yanlışlık ilamda değil, bal çömleğinde!” cevabını verir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Ya Tutarsa?

Hoca, günün birinde kepçeyi, tencereyi alıp Akşehir Gölü’nün kıyısına gider; başlar elindeki kepçeyle bir şeyler yapmaya. Bu durumu görenler merakla izlemeye başlar. İçlerinden biri dayanamayıp sorar:

“Hocam, ne yapıyorsun?”

“Görmüyor musunuz? Göle yoğurt mayalıyorum.”

“İlahi Hocam, hiç göl maya tutar mı?”

“Arkadaşlar, dostlar, ben de biliyorum tutmayacağını; ancak, ya tutarsa!” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Üzerine Bir Altın Daha Vermen Gerekir

Günün birinde Hoca’nın yanına heyecanlı bir adam gelir ve elindeki altını uzatarak;

“Hocam, bu altını bozabilir misin?” der.

Hoca altını eline şöyle bir alır, altını üstünü inceler gibi yapar ve;

“Bu altın eksik olduğu için bozamam.” der.

Bu defa adam;

“Tamam eksik bozuver, benim acilen paraya ihtiyacım var.” deyince Hoca;

“Yavrum altının o kadar eksik ki üzerine bir altın daha vermen gerekir.” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Utancımdan Buraya Saklandım

Günün birinde Hoca’nın evine hırsız girer. Hoca da korkusundan bir dolabın içerisine saklanır. Hırsız evi epeyce bir karıştırdıktan sonra çalacak hiçbir şey bulamaz ve son olarak bir de dolabın içine bakmak amacıyla kapağı açar ki bir de ne görsün; içeride Nasreddin Hoca… Hırsız şaşkın bir vaziyette;

“Yahu Hocam, sen burada mısın? Burada ne yapıyorsun?” deyince Hoca;

“Arkadaş, kusura bakma evde çalınacak bir eşyam olmadığı için utancımdan buraya saklandım.” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Taşları Bağlamışlar, Köpekleri İnsanın Üzerine Salıyorlar

Hoca soğuk bir kış günü, eşeğine binerek başka bir köye doğru yola çıkar. Hoca, köye doğru yaklaştığında köpekler havlayarak üzerine doğru gelince o da savunmaya geçer ve yerde bulduğu taşlara sarılır, fakat taşlardan hiçbirisini yerinden kaldıramaz. Çünkü bütün taşlar buz tutmuştur. Hoca bir dener, iki dener, fakat kurtuluşun olmadığını anlayınca elini açar ve;

“Allah’ım, burası nasıl bir memleket, şaşırdım. Görmüyor musun, taşlarını bağlamışlar köpeklerini insanın üzerine salıyorlar.” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Tasla Ortaya Getirecektim

Hoca’yı bütün konu komşu sırayla yemeğe çağırır. Bir gün, bir hafta, bir yıl derken günün birinde Hoca’nın ahbapları;

“Hocam, hep biz sizi yemeğe çağırıyoruz, bir de siz bizi çağırsanız olmaz mı?” deyince Hoca;

“Komşular, ben fakir bir adamım, kıt kanat geçiniyorum, ben size vereceğim ziyafetin altından kalkamam.” derse de işin içerisinden çıkamaz ve komşularını davet eder.

Hoca’nın hanımı bu işten rahatsız olur:

“Bu kadar adama ne yedireceksin, ne diye eve çağırdın, evde yiyecek hiçbir şey yok.” deyince Hoca, hanımına;

“Hanım, sen üzülme, sen bana bir boş çorba tası ver, gerisini merak etme.” der.

Misafirler eve geldikten sonra Hoca boş çorba tasını alır ve onların yanına varır:

“Komşularım beni bağışlayın, evde odun yok, yağ yok, pirinç yok… Eğer bunlar olsaydı çorbayı pişirip gördüğünüz bu tasla ortaya getirecektim” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Senin İşine Akıl Sır Ermez

Nasreddin Hoca’nın parası çalınır; o da namazdan sonra parasının bulunması için dua etmeye başlar. Bu sırada Hoca’nın hemşerilerinden birisi de deniz yolculuğu sırasında fırtınaya yakalanır, o da;

“Ya Rabbi, eğer bu fırtınadan kurtulur, sağ salim memleketime varırsam, Hoca Efendi’ye iki yüz akçe vereceğim.” diye dua eder.

Hoca’nın hemşerisi fırtınadan kurtulur. Sağ salim Akşehir’e geldiğinde Hoca’ya iki yüz akçeyi verir. Hoca parayı aldıktan sonra;

“Allah’ım, ben bu parayı nerede kaybettim, sen nerede buldurdun, gerçekten senin işine akıl sır ermez.” der.