Kategoriler
Yaran Fıkralar

Çakal Tercüman

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu: 

“Para nerede?”

Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: 

“Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum.” 

Tercüman tercüme etti:

“Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş.”

Baba 38’liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:

“Şimdi sor bakalım, para nerede.”

Tercüman işaretle sordu:

“Para nerede?”

Sağır-dilsiz kan ter içinde, işaretle yanıt verdi:

“Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda iki yüz bin dolar var.”

“Ne söyledi?” dedi baba.

Tercüman yanıtladı:

“Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g.t istermiş.”

Kategoriler
Yaran Fıkralar

Bakış Açısı

Matematik dersinde kadın öğretmen öğrencilere sorar:

– Bir ağacın dalında 5 tane kuş var. Taş attım, iki tanesini vurdum. Geriye kaç kuş kalır?

Öğrencinin biri parmak kaldırır ve cevaplar:

– Hiç kuş kalmaz çünkü diğerleri korkudan uçup gider.

Öğretmen gülümser:

– Hayır. Doğru cevap üç olacaktı ama bakış açını sevdim.

Öğrenci duruma çok bozulur ama pek göstermez. Ders devam ederken tekrar parmak kaldırır:

– Bir soru da ben sorabilir miyim?

Öğretmen izin verir.

– Sokakta üç kadın dondurma yiyerek yürüyor. Biri dondurmasını yalıyor, diğeri ısırıyor, diğeri de emiyor. Kadınlardan hangisi evlidir?

Öğretmen şaşırır, kızarıp bozarır ama cevap da vermek zorundadır:

– Hmm…şey..yalayan?

Öğrenci yanıtlar:

-Hayır, parmağında alyans olan. Ama bakış açınızı sevdim.

Kategoriler
Yaran Fıkralar

En İyi Bira

Birgün Carlsberg, Miller, Tuborg ve Efes Pilsen’in başkanları barda içmeye gitmiş. Garson gelince teker teker söylemişler;

– Ben bi Carlsberg alayım.

– Ben bi büyük Miller istiyorum.

– Ben Tuborg içeceğim.

Sıra Efes Pilsen’in başkanına gelince;

– Ben bir kola alayım. demiş. Garson gidince yanındakiler sormuş, “Yahu sen niye Efes Pilsen istemedin” diye;

– Kimse bira içmiyordu, ben de size uyayım dedim. demiş.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Yoksa Bizim Ölçü Bozulacak

Günün birinde pazara gidecek olan Hoca’ya hanımı;

“Hoca Efendi, bana pazardan bir elbiselik alıver.” deyince Hoca da;

“Hanım, ne kadar olsun?” diye sorar.

Hanım kollarını açınca, Efendi de kendi kollarını açarak bir uzunluk belirler ve pazara doğru koşmaya başlar. O sırada Hoca’nın karşısından bir tanıdığı gelince Hoca;

“Arkadaş, çekil yolumdan, yoksa bizim ölçü bozulacak.” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Yeter ki Dostlar Alışverişte Görsün

Nasreddin Hoca zaman zaman pazarda yumurta satar. Yumurtayı satar satmasına da, dokuzunu bir akçeye alırken; onunu aynı fiyata satar.

Herkes bu alışverişten Hoca’nın kazancının ne olduğunu merak eder ve;

“Yahu Hocam, iyi hoş da sen bu alışverişten ne kazanıyorsun, zararına bu iş yapılır mı?” deyince Hoca;

“Ne yapalım dostlar, ziyan da faydadandır, yeter ki dostlar alışverişte görsünler.” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Yeni Aldığım Çarıkları Giymemiştim

Hoca, sonbaharda tarlasına tohum attıktan sonra çift sürmeye başlar. Olacak bu ya tarlada bulunan kocaman bir diken Hoca’nın ayağına batmaz mı! Hoca, zorlanarak da olsa dikeni çıkardıktan sonra;

“Oh! Hele şükür, iyi ki yeni aldığım çarıkları giymemiştim.” der.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Yanlışlık İlamda Değil Bal Çömleğinde

Kadının biri, yaptığı iş karşılığında bir çömlek bal veya tereyağını rüşvet olarak almaktadır. Hoca Efendi de bu işi bilmekte olup çömleğin alt kısmına güzelce sığır pisliğini doldurur, üzerine bir parmak kadar bal koyarak Kadı’nın yanına varır. Kadı, çömleği görünce sevinir ve Hoca’nın ilam işini hemencecik çözer.

Kadı, akşam evine vardığında çömleği açar, bir de ne görsün, çömleğin ağzından bir parmak bal, geriye kalanı sığır pisliği. Bunun üzerine Kadı hemen Hoca’ya haber gönderir ve;

“Hoca’nın ilamında küçük bir eksiklik var, onu düzeltmemiz lazım, mahkemeye gelsin.” der.

Haberi alan Hoca gülümsedikten sonra;

“Yanlışlık ilamda değil, bal çömleğinde!” cevabını verir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Ya Tutarsa?

Hoca, günün birinde kepçeyi, tencereyi alıp Akşehir Gölü’nün kıyısına gider; başlar elindeki kepçeyle bir şeyler yapmaya. Bu durumu görenler merakla izlemeye başlar. İçlerinden biri dayanamayıp sorar:

“Hocam, ne yapıyorsun?”

“Görmüyor musunuz? Göle yoğurt mayalıyorum.”

“İlahi Hocam, hiç göl maya tutar mı?”

“Arkadaşlar, dostlar, ben de biliyorum tutmayacağını; ancak, ya tutarsa!” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Üzerine Bir Altın Daha Vermen Gerekir

Günün birinde Hoca’nın yanına heyecanlı bir adam gelir ve elindeki altını uzatarak;

“Hocam, bu altını bozabilir misin?” der.

Hoca altını eline şöyle bir alır, altını üstünü inceler gibi yapar ve;

“Bu altın eksik olduğu için bozamam.” der.

Bu defa adam;

“Tamam eksik bozuver, benim acilen paraya ihtiyacım var.” deyince Hoca;

“Yavrum altının o kadar eksik ki üzerine bir altın daha vermen gerekir.” deyiverir.

Kategoriler
Nasreddin Hoca Fıkraları

Utancımdan Buraya Saklandım

Günün birinde Hoca’nın evine hırsız girer. Hoca da korkusundan bir dolabın içerisine saklanır. Hırsız evi epeyce bir karıştırdıktan sonra çalacak hiçbir şey bulamaz ve son olarak bir de dolabın içine bakmak amacıyla kapağı açar ki bir de ne görsün; içeride Nasreddin Hoca… Hırsız şaşkın bir vaziyette;

“Yahu Hocam, sen burada mısın? Burada ne yapıyorsun?” deyince Hoca;

“Arkadaş, kusura bakma evde çalınacak bir eşyam olmadığı için utancımdan buraya saklandım.” deyiverir.